Eski Bayramlar
Bayramlardan söz açıldığında “nerde o eski bayramlar der” ve çocukluğumuzun bayramlarını anlatırız. Çünkü bayramlar daha çok çocuklarındır. Geleneklerimizde bayramlar büyüklere saygı ve küçüklere sevginin belki de en çok öğretildiği ve uygulamaya konduğu günlerdir. Anne babalarımız büyüklerin elini öpme merasimini göz ucu ile izler ve öpmedi isek biraz azarlar tarza öp amcanın elini diye uyarırlardı. Dünyada başka bir ülkede var mı bilmiyorum ama büyüklerin elini öpme bizim güzel geleneklerimizden biridir. Bir başka güzel geleneğimizde, özellikle çocuklara bayram için alınan yeni elbiseler ve ayakkabılardır. Bayram sabahına kadar heyecanla saklanan giysiler bayram sabahı ayrı bir heyecan ve coşku ile giyilir.
Yoğun Bakımda Bayram Sabahı
2012 yılı Ramazan-ı Şerifin 28. günü iftardan sonra onkoloji tedavisi gören 3 yaşındaki oğlumuz İbrahim Meriç epileptik nöbetler geçirmişti ve biz Hacettepe Üniversitesi Çocuk Yoğun Bakım bölümüne yatmıştık ve o gece 6 saat aralıksız nöbet geçirmişti. Bir anne babanın evladının acı çekmesini izlemesi kadar daha ağır bir imtihan olmasa gerek… 2012 yılı Ramazan Bayramını oğlumla birlikte yoğun bakımda karşılamıştık. Arife günü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde çalışan bir asistan doktor ve iki hemşire orada yatan yaklaşık 10-12 çocuğun anne babasından çocukların bayramlıklarını istemişlerdi. Hemen hemen hepsinin uyutulduğu, bir kısmının solunum cihazına bağlandığı çocuklar için istenmişti bu bayramlıklar… İbrahim Meriç’in nöbetleri arife günü daha azalmıştı ve solunum cihazından ayırmışlardı ve biraz uyanmaya başlamıştı. Uyandığında “Abdulkadir istiyommm” diye -bana baba demez ismimle hitap ederdi- ağladığı ve nöbetleri ara ara devam ettiği için yoğun bakımda refakat etmeme -çocuğunun yanındaki tek refakatçi ben idim- izin vermişlerdi. Dolayısıyla o gece ben oğlumla birlikte idim, bayram sabahını yoğun bakımda birlikte karşıladık…
Güzel ve Merhametli Sağlık Çalışanları
Sabah ezanı sonrası bayram namazı vaktine yakın yoğun bakımdaki bir genç asistan doktor ve iki hemşire hanım oradaki çocuklara; onları severek, sevgi sözcükleri söyleyerek, öperek bayramlıklarını giydirdiler. Bu çok hüzünlü, hazin, dramatik ama bir o kadarda insani ve güzel bir tablo idi… Bu güzel sağlık çalışanlarını gözyaşlarımla izledim, içimden minnet duygusuyla birlikte; “Allah’ım bu güzel insanların sayısını artır” diye dua ederek… Öğleyin ziyaret saati geldiğinde o çocuklar, annelerini güzel elbiseler ile karşıladılar her ne kadar birçoğu uyutulduğu için bunun idrakinde olamasalar bile… Ancak o anneler her şeye rağmen çocuklarını bayramlıkları ile görmüşlerdi. Benim için farklı bir bayramdı. Şimdi düşünüyorum da o bayram daha güzeldi, çünkü oğlum yaşıyordu ve birlikte geçirmiştik. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım ünitesinde görev yapan içinde merhamet duygusu, çocuk sevgisi, insani duyarlılığı olan genç doktor ve hemşire hanımlara milletim ve insanlık adına müteşekkirim. Zor çalışma şartlarına rağmen insani duygularını kaybetmeyen sağlık çalışanları… Onların varlığı hasta yakınlarının yanan yüreğine biraz olsun su serpiyor, rahatlatıyor. Oğlum İbrahim Meriç ile geçirdiğimiz son ramazan bayramı idi.
Kaderin Cilvesi
Şimdilerde oğlum cennetin kapısında bizi beklerken kaderin bir tecellisi olarak kızım Emine Gülfem, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi yoğun bakımda genç asistan doktor olarak görev yapıyor, çocukların sağlığı için mücadele ediyor…
Onarıcı Adalet
Bir bayram öncesinde basit yaralama suçuna ilişkin uzlaştırmacı olarak görev yaptığım bir dosyada mağdur kızı adına kanuni temsilci olarak uzlaşma müzakeresine katılan bir müşteki maddi edim yerine çocukları sevindirecek bir edim belirlemek istiyordu. Kendimden bu öyküyü anlattım kendisine… Çok etkilendi ve şüpheliden edim olarak onkoloji de tedavi gören çocuklar için giyecek ve oyuncak almasını istedi. Şüpheli ise bu edimi memnuniyetle karşılayarak bir hastanemizin çocuk onkolojisi bölümünde tedavi gören çocuklarımıza bayramlık giyecek ve oyuncaklar alarak teslim etti.
Bir uzlaştırmacı olarak sadece mağdur ve mağdurun babasının onarılmasının yanı sıra adalette alternatif çözüm üreten tüm hukukçuların topluma hizmet konusunda önemli bir aktör olduğumuzu görmek beni fazlasıyla onore etmişti. Beni yoğun bakımda geçirdiğim o bayram sabahına götürmüştü ve çocukları, ailelerini hatırlamamı en önemlisi de güzel sağlık çalışanlarını bir kez daha minnetle yad etmemi sağlamıştı. Sanırım bu edimle ben de onarılmıştım…
Abdulkadir ANAÇ
17 Mayıs 2025 – Altınoluk, Balıkesir

