Benim için İstanbul, her zaman İmparatorluktan Cumhuriyete yürüdüğüm bir demokrasi yolculuğu gibiydi. Ve bu yolculuğun başlangıç noktası, daima Karaköy’dü. Yirmi Yıl Önceki Rastlantı ve Denizin Tuzu 20 yıl önceydi… Bir toplantı için İstabul’a gitmiştim. O sabah, tarihi tramvay istasyonunun karşısında, Galata Köprüsü’ne doğru ilerlerken, beni mıknatıs gibi çeken bir kalabalık vardı: Perşembe Pazarı. O salaş…
Kategori: Blog
Duygular
Yeşil ve Sonsuz Bir Dokunuş
Altınoluk ve Kaz Dağları Altınoluk’taki villamın bahçesinde, Kaz Dağları’ndan süzülen serin ve iyot kokulu rüzgâr eşliğinde, zeytin ağacımın yanına çöktüm. Toprak, dün geceki sulamanın nemini hâlâ koruyordu. Eğildim ve ağacın etrafını saran arsız yabani otları kökünden sökmeye başladım. Her bir otu çekişimde, zihnimdeki karmaşık düşüncelerin de temizlendiğini hissettim. Tıpkı hayat gibiydi; faydalı olanı beslemek için…
Zencefilin Direnci
Mısır Çarşısı İstanbul’un dar sokaklarında, Mısır Çarşısı’nın baharat kokulu labirentinde kaybolduğum bir gündü. Yağmur ince ince yağıyor, kaldırım taşları parlıyordu. Barış Manço’nun “Nane Limon Kabuğu” şarkısı zihnimde dönüp duruyordu; çocukluğumun hastalık günlerinde annemin hazırladığı o sıcak karışımı hatırlatıyordu. Şarkıda birçok baharat geçmesine rağmen nane limon kabuğu ile sınırlı olan annemin karışımında hatmi çiçeği, çörek otu,…
Ocaktaki Ateşin Dili
Köy Evi Benim dünyam, iki katlı, kerpiç ve ahşap kokulu o evin daracık odasında başlamıştı. Evimiz, sanki toprağın ruhuyla yoğrulmuş, ahşap direkler arasına özenle kerpiçlerle örülmüştü. Girişte genişçe bir “hayat” vardı; o hol, amcalarım ve kuzenlerimin sesiyle, kalabalık nefeslerle ısınırdı. Sağlı sollu dizilmiş odalar, hepimizi kucaklayan sıcak bir labirentti. Altı odalı bu yuvada, her köşe…




